En Çok Okunanİklim

Trump ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan Çekiyor

ABD Başkanı Donald Trump yeni dönemine ABD’yi Paris İklim Anlaşması’ndan ikinci kez çekerek başladı. Trump’ın göreve gelmesinin hemen ardından imzaladığı bu kararname, Amerika’yı İran, Yemen ve Libya ile birlikte bu anlaşmanın dışında kalan az sayıda ülke arasına yerleştirdi. Ayrıca, Trump yönetimi yenilenebilir enerji projelerini de hedef alarak kara ve deniz rüzgar enerjisi projelerine yönelik tüm kiralama, izin ve destek süreçlerini durdurdu.


Paris İklim Anlaşması Nedir ve Neden Önemli?

2015 yılında imzalanan Paris İklim Anlaşması, küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamayı hedefleyen tarihi bir anlaşmadır. 196 ülkenin onayladığı bu çerçeve, sera gazı emisyonlarını azaltarak iklim değişikliğinin yıkıcı etkilerini sınırlamayı amaçlıyor. Ancak ABD gibi büyük bir karbon emisyon üreticisinin anlaşmadan çekilmesi, küresel hedeflerin tehlikeye girmesine neden olabilir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, ABD’nin anlaşmadan ikinci kez çekilmesinin iklim değişikliğiyle mücadeleye ciddi bir darbe vuracağını ifade ederek, “Paris Anlaşması hayatta kalabilir, ancak bir insanın hayati organlarını kaybedip yaşaması gibi. Biz gerçek bir Paris Anlaşması istiyoruz, zayıflatılmış bir anlaşma değil,” demişti.

Öte yandan Paris İklim Anlaşması altında verilen emisyon azaltım taahhütleri yasal olarak bağlayıcı değil. 2024’te karara bağlanan iklim finansmanı 2035’e kadar geçerli ama ne gerekli olduğu düşünülen miktardı, ne de gelecek 10 sene boyunca enflasyona göre ağırlıklandırılmıştı. Ayrıca bu finansmana erişen ülkelerin, finansmanı nasıl kullanabilecekleri soru yaratıyordu. Ek olarak, ülkeler arasındaki karbon ticareti anlaşmanın diğer bir tartışmalı konusuydu. Elbette tüm bu tartışmalara rağmen Paris İklim Anlaşması ortak hareket için elimizdeki temel çerçeve sözleşmesiydi.


Trump’ın “Drill, Baby Drill” Politikası

Trump, Paris Anlaşması’ndan çekilme kararını imzalarken, yenilenebilir enerjiye karşı duruşunu net bir şekilde ortaya koydu. “Amerika’nın devasa petrol ve gaz rezervlerini kullanacağız. Bu, bizi yeniden zengin bir ülke yapacak,” diyerek fosil yakıtların üretimini artıracağını açıkladı. Trump, ayrıca elektrikli araçlara yönelik sera gazı emisyonu azaltım kurallarını da iptal edeceğini belirtti.

Yeni yönetim, fosil yakıt endüstrisini desteklemek için Biden dönemindeki çevresel düzenlemeleri tersine çevirecek adımlar atmayı planlıyor. Ancak ironik bir şekilde, ABD, Biden yönetimi sırasında şimdiye kadarki en yüksek petrol üretim seviyelerine ulaştı ve dünya tarihindeki en büyük petrol üreticisi haline geldi.


Şimdi Ne Olacak?

Stockholm Çevre Enstitüsü araştırmacısı Richard Klein’a göre, “en doğrudan etkilerden biri UNFCCC’nin (Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi) bütçesi üzerinde. Şu anda ABD, Bonn Almanya merkezli UNFCCC’nin bütçesinin yaklaşık beşte birini finanse ediyor.

ABD’nin çıkışı, aynı zamanda COP iklim zirvelerini de etkileyecek. COP, UNFCCC’ye taraf olan ülkelerin düzenlediği “Taraflar Konferansı” anlamına geliyor. ABD yalnızca Paris Anlaşması’ndan çekilirse, hala UNFCCC’nin bir parçası olarak kalabilir. Ancak UNFCCC’den tamamen ayrılırsa, artık bir taraf ülke statüsünde olmayacak ve yalnızca gözlemci konumuna geçecek. Bu statü, ABD yetkililerinin müzakerelere resmi olarak katılmalarını engelleyecek ve 2028’de COP33’te küresel iklim eylemi değerlendirmesine nasıl yanıt verileceği gibi konularda söz sahibi olmalarını kısıtlayacak. Ayrıca, resmi konuşmalar yapma sıralamasında daha alt bir konuma yerleştirilecekler.

Trump’ın bu kararları Amerikan kamuoyu tarafından geniş destek buluyor mu önümüzdeki günlerde daha iyi anlayacağız.


Küresel İklim Mücadelesi Tehlikede

ABD’nin çekilme kararı, küresel iklim hedeflerini riske atabilir. Biden döneminde Trump dönemindekinden daha çok petrol çıkartıldı ancak Trump’ın açıklamaları, iklim değişikliğini inkar eden komplo teorisyenlerinin elini güçlendirebilir. Bilim insanları, emisyonların azaltılmasının gezegenin yüzey sıcaklığındaki artışı yavaşlatmak için tek çözüm olduğunu belirtiyor. Paris İklim Anlaşması altında karbon emisyon ticareti ve iklim finansmanı çok tartışmalı konular olsa da, küresel bir mücadele için hem savaşsız bir dünya hem de ABD’nin de dahil olduğu kolektif bir çaba gerektiriyor.

2024, tarih boyunca kaydedilen en sıcak yıl olarak kayıtlara geçti ve ilk kez küresel sıcaklıklar sanayi öncesi seviyelerin 1,5°C üzerine çıktı. Uzmanlar, mevcut emisyon azaltımı taahhütlerinin yetersiz kaldığını ve bu yüzyılın sonunda 2,6 ila 3,1°C arasında bir sıcaklık artışına yol açacağını öngörüyor.


Kaynaklar

  1. https://earth.org/trump-withdraws-us-from-paris-climate-agreement-for-second-time-halts-leasing-and-permitting-for-wind-energy-projects-on-inauguration-day/
  2. https://www.americaisallin.com/
  3. https://www.climatechangenews.com/2024/11/04/legal-experts-say-trump-could-quit-paris-pact-but-leaving-unfccc-much-harder/
  4. https://theconversation.com/under-both-trump-and-biden-harris-us-oil-and-gas-production-surged-to-record-highs-despite-very-different-energy-goals-236859